reklam
reklam
İstanbul
Parçalı az bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,4919 %0.08
51,7712 %0.63
6.712,35 % 0,59
Ara
SESSİZLİĞİN BEDELİ

SESSİZLİĞİN BEDELİ

YAYINLAMA:

BANA DOKUNMAYAN YILAN" NE ZAMAN ISIRACAK?
​Dünya tarihi, sadece savaşların değil, aynı zamanda muazzam bir ikiyüzlülüğün de tarihidir. Bugün aynaya baktığımızda gördüğümüz manzara şudur: Tüm sapkınlıklar, zulümler ve adaletsizlikler gözler önüne serildiği halde; güçlülerin karşısında "sus pus" olan bir medya, bir kamuoyu ve bir dünya düzeni...
​Tarih tekerrür ediyor. Dünün sapık liderleri bugün sadece isim değiştirerek yine sahnedeler. Güçleriyle dünyayı tehdit ediyor, gerçekleri haykıranların sesini ise birer birer kısıyorlar. Kalanlar mı? Onlar "üç maymun" tiyatrosunun sadık oyuncuları: Görmedim, duymadım, bilmiyorum!
​"Bana Dokunmayan Yılan Bin Yaşasın" mı?
​Toplumun büyük bir kesimi, felaket kendi kapısını çalana dek sessiz kalmayı bir kurtuluş stratejisi sanıyor. Oysa bizim kadim bir sözümüz vardır: "Su uyur, düşman uyumaz." Bizler rehavet uykusundayken, bizi etkisiz hale getirmek isteyenler cephede değil, zihnimizde savaşıyorlar.
​Asıl yıkım, tankla tüfekle değil; ahlakın çöküşü ve aile yapısının sarsılmasıyla geliyor. Bugün klavye başında devletini bin parçaya bölüp adalet dağıttığını sanan "sosyal medya kahramanları", yanı başındaki gerçek zulmü görmezden geliyor. "Dualarımdalar" diyerek vicdan rahatlatanlar, icraata gelince ortadan kayboluyor. Elbette dua silahtır, ancak unutulmamalıdır ki; tedbir bizden, takdir Allah’tandır. Tedbir almayan, uyanık durmayan bir toplumun sadece temenniyle ayakta kalması mümkün müdür?
​Eleştiri mi, İhanet mi?
​Elbette devlet eleştirilir, eksikler söylenir. Hayat pahalılığı, ekonomik zorluklar can yakıyor; buna kimsenin itirazı yok. Ancak eleştiri ile ülkeyi bölme arzusunu birbirine karıştırmak, bindiği dalı kesmektir. Gençliğimizi, aile ahlakımızı ve eğitimimizi ihmal ettiğimiz gerçeği, bugün yüzümüze bir tokat gibi çarpıyor.
​Eğer biz bugün ahlaki değerlerimize ve eğitime, ekonomik kaygılarımızdan daha fazla (veya en az onun kadar) önem verseydik; bugün bu yozlaşma karşısında bu kadar savunmasız kalmazdık.
​Sonuç olarak:
Sıranın size gelmesini beklemeyin. Çünkü o meşhur "yılan", besleyip büyüttüğünüz sessizliğinizle bir gün mutlaka kapınıza dayanacaktır. Uyanmak için felaketi beklemek, en büyük felaketin kendisidir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *