reklam
reklam
27 Mayıs 2026
İstanbul
Açık
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,9013 %0.03
53,4391 %0.1
6.632,69 % -0,26
Ara
Bir Manzara Değil, Emanetimizdir

Bir Manzara Değil, Emanetimizdir

YAYINLAMA:

Mavi ve Yeşil: Sadece Bir Manzara Değil, Emanetimizdir
​Bugünlerde en çok "su savaşları" tabirini duyuyoruz. Bir zamanlar uzak bir geleceğin senaryosu gibi duran su kıtlığı, artık kapımızın eşiğinde. Ancak asıl mesele sadece gökyüzünden düşen yağışın azalması değil; asıl mesele, bizim doğaya olan bakış açımızın çoraklaşmasıdır.
​Su Yoksa Yaşam da Yok
​Su, sadece hidrojen ve oksijenden oluşan bir bileşik değildir; yaşamın ta kendisidir. Bugün dünyanın pek çok yerinde temiz bir yudum su için verilen mücadele, aslında bir varoluş mücadelesidir. Ülkemizde ve dünyada giderek derinleşen su problemi, sadece teknik bir sorun değil, küresel bir vicdan sınavıdır. Unutmamalıyız ki; toprağın suya, insanın ise her ikisine olan ihtiyacı tartışılamaz bir gerçektir.
​Doğaya Saygı, İnsana Saygıdır
​Bizler, birbirimize saygı göstermekle yükümlü olduğumuz kadar, bu dünyayı paylaştığımız bitkiye, hayvana ve akıp giden dereye de saygı duymak zorundayız. Saygı; sadece insan ilişkilerinde değil, bir deniz kenarında, bir göl kıyısında veya bir ormanın derinliklerinde de kendini göstermelidir.
​Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte kıyılarımıza, yaylalarımıza akın ediyoruz. Ancak ne hazindir ki; huzur bulmaya gittiğimiz o eşsiz doğayı, "egoist" bir yaklaşımla kirletip arkamızda çöp yığınları bırakarak dönüyoruz. Doğayı sadece bize hizmet eden bir tüketim nesnesi olarak gördüğümüz sürece, aslında kendi geleceğimizi zehirliyoruz.
​Görevimiz Korumak ve Yaşatmak
​Denizleri temiz tutmak, gölleri korumak ve bir ağacın gölgesine sahip çıkmak bir tercih değil, bir mecburiyettir. Doğaya karşı sergilediğimiz bu hoyrat tutumdan vazgeçmeli; çocuklarımıza temiz bir dünya bırakmanın yolunun, bugünkü bencilliğimizi terk etmekten geçtiğini anlamalıyız.
​Doğa bize her şeyi karşılıksız sunuyor. Bizim ona borcumuz ise sadece bir parça saygı ve koruma bilincidir. Unutmayın; doğa insan olmadan da yaşar, ama insan doğa olmadan asla var olamaz.
​Gelecek, onu koruyanların ellerinde yeşerecektir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *