reklam
reklam
27 Mayıs 2026
İstanbul
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,9105 %0.04
53,4671 %0.15
6.623,14 % -0,40
Ara
Etiketin Gölgesinde Kalan Karakter

Etiketin Gölgesinde Kalan Karakter

YAYINLAMA:

Okumuşluk mu, Eğitilmişlik mi?
​Günümüz dünyasında her köşe başında bir üniversiteye, her duvarda şık çerçevelerle asılmış diplomalara ve her kartvizitte parlayan yüksek unvanlara rastlamak mümkün. Bilgiye ulaşmanın bir "tık" mesafesinde olduğu, uzmanlıkların havada uçuştuğu bir çağdayız. Ancak bu kadar çok "okumuş" insanın arasında, neden hâlâ nezaket, empati ve toplumsal ahlak konusunda bir çölleşme yaşıyoruz? Maalesef, çağımızın en bulaşıcı ve teşhisi en zor hastalığıyla karşı karşıyayız: Eğitimli eğitimsizlik.
​Modern sistem bizlere öğretim veriyor; teknik bilgiyi, formülleri, yasaları ve piyasa kurallarını zihnimize nakşediyor. Fakat bu süreçte "eğitimi," yani insanı insan kılan o kadim terbiyeyi bir kenara itiyoruz. Oysa bir insanın sadece zihnini eğitip ahlakını ihmal etmek, topluma bir uzman kazandırmak değil, sadece daha yetenekli bir sorun alanı yaratmaktır.
​Diplomalı cehalet, kendisini en çok "kibir" maskesiyle ele verir. Kişi, aldığı derecelerin kendisine her konuda üstünlük hakkı tanıdığını sanır. Sokaktaki çöpü görmeyen bir mimar, hastasına nesne gibi davranan bir hekim, doğayı sadece ranta çevrilecek bir arazi olarak gören bir mühendis ya da adaleti sadece kanun maddelerinde arayan bir hukukçu… Eğer sahip olduğumuz teknik donanım bizi canlıya, doğaya ve hakikate daha saygılı bir birey yapmıyorsa, o diplomalar sadece kağıt parçasından ibarettir.
​Gerçek eğitim; bilgiyi sadece istiflemek değil, o bilgiyi bir süzgeçten geçirip karaktere, zarafete ve sorumluluk bilincine dönüştürebilmektir. Okumuş insanın farkı, masadaki kitabında değil, yere düşen bir yaprağa gösterdiği saygıda, trafikteki sabrında ve bir insanın kalbini kırmaktan duyduğu hicapta gizlidir.
​Netice itibarıyla; sıfatlar geçicidir, makamlar emanettir. Asıl mesele, o unvanların altını "insanlık" ile doldurabilmektir. Çünkü bir toplumu ayakta tutan şey sadece akademik başarılar değil, o başarıları vicdanla harmanlamış "eğitilmiş" fertlerdir. Kendimize şu soruyu sormanın vakti geldi de geçiyor: Biz sadece okuyor muyuz, yoksa gerçekten eğitiliyor muyuz?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *