reklam
reklam
İstanbul
Açık
30°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7144 %0
55,1533 %-0.07
6.667,58 % 0,11
Gürültünün Ortasında Bir Sığınak

Gürültünün Ortasında Bir Sığınak

YAYINLAMA:

Sağduyu
​Büyük lafların edildiği, herkesin kendi haklılığını yüksek sesle haykırdığı bir çağda yaşıyoruz. Sesimizin yüksekliğiyle var olmaya, hızımızla övünmeye çalışırken fark etmeden çok kıymetli bir şeyi yitiriyoruz: Sakin bir aklın ve süzülmüş bir vicdanın rehberliği olan sağduyuyu.
​Oysa sağduyu; dünyayı bağırarak değil, görerek ve hissederek anlama çabasıdır. Sadece zihinsel bir zekâ göstergesi değil, ruhun ve merhametin bir olgunluk sınavıdır.
​Sağduyu: Akıl ile Vicdanın ortak noktası 
​Çoğu zaman sağduyuyu basit bir "mantıklı olma" hali sanıyoruz. Oysa sadece mantık, soğuk ve acımasız olabilir. Gerçek sağduyu; akıl ile vicdanın aynı noktada buluşmasıdır.
​Öfkenin ve haklı çıkma arzusu kabarırken, araya koyabildiğimiz o hayati saniyelik duraksamadır.
​Karşımızdakini bir "rakip" değil, kendi hikayesi olan bir "insan" olarak görebilme cesaretidir.
​Haklı olmanın lüksüne kapılmayıp, doğru ve iyileştirici olanı seçebilme alçakgönüllülüğüdür.
​Bugün ilişkilerimizi, dostluklarımızı ve toplumsal harcımızı çürüten şey fikir ayrılıkları değil; tam da bu sağduyu eksikliğidir. Anlamaya çalışmadan yargılamak, dinlemeden cevap yetiştirmek, kalbimizin etrafına ördüğümüz kalın duvarların birer sonucudur.
​Sessiz Gücün Farkına Varmak
​Sağduyu gösterişsizdir; bağırmaz, şov yapmaz, alkış beklemez. O, fırtınalı denizlerde geminin alabora olmasını engelleyen dip akıntısı gibidir.
​Kendi içimizde o sağduyulu sesi uyandıramadığımız sürece, kurduğumuz her cümle bir yankıdan, vardığımız her yargı ise sığ bir önyargıdan ibaret kalır. İnsan, ne zaman ki "Benim fikrim" hırsını bir kenara bırakıp "Burada adil ve merhametli olan nedir?" diye sorabilirse, işte o zaman sağduyunun kapısını aralar.
​Bir Uyanış Daveti
​Hayat, birbirimize savurduğumuz haklılık sloganlarıyla değil; birbirimizin yükünü fark edebildiğimiz, ne zaman susup ne zaman elimizi uzatacağımızı bildiğimiz ölçüde derinleşir.
​Gürültünün ve öfkenin bizi teslim almasına izin vermeyelim. İhtiyacımız olan şey daha çok ses veya daha sert sözler değil; aklın ışığında demlenmiş, vicdanın süzgecinden geçmiş bir sağduyudur.
​Çünkü dünya; ancak kendini sorgulayabilen, anlamaya gönüllü olan ve sağduyuyu bir yaşam pratiğine dönüştüren insanların yüzü hürmetine daha yaşanılır bir yer olacaktır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız