Bugünün Sessiz Belası
Madde Bağımlılığı ve Sorumluluklarımız
Modern çağın getirdiği en büyük bunalımlardan biri, ne yazık ki sokaklarımızı, evlerimizi ve en acısı da geleceğimizi kuşatan madde bağımlılığı sarmalıdır. Bugün bu mesele, yalnızca bireysel bir zaafiyet ya da sadece tıbbi bir rahatsızlık olarak görülemez. Karşımızda; sosyolojik, psikolojik ve en önemlisi de toplumsal ahlakı ve huzuru tehdit eden devasa bir halk sağlığı krizi durmaktadır.
Her geçen gün gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında ya da adliye koridorlarında bu belanın soldurduğu genç hayatların hikayelerine şahit oluyoruz. Ancak meseleye sadece birer "asayiş haberi" veya istatistiki birer veri olarak bakmak, en büyük yanılgımızdır. Unutmayalım ki istatistik dediğimiz her bir rakam; bir annenin gözyaşı, bir babanın çaresizliği ve karanlığa gömülen bir gelecektir.
Bu noktada durup kendimize şu can alıcı soruyu sormak zorundayız: Biz nerede hata yapıyoruz?
Teknolojinin hızlandığı, şehirlerin büyüdüğü ama insanların yalnızlaştığı bir çağda yaşıyoruz. Gençlerimizi bu tuzağa düşüren en büyük etken, çoğu zaman sadece merak değil; aidiyet eksikliği, anlaşılamama hissi ve manevi bir boşluktur. "Bir kereden bir şey olmaz" diyerek başlayan o ilk adım, aslında bir uçurumun kenarına atılan adımdır. Zehir tacirlerinin en büyük sermayesi de işte bu boşluklar ve gençlerin o anki savunmasızlığıdır.
Bağımlılıkla mücadele, sadece emniyet güçlerinin ya da sağlık çalışanlarının omuzlarına yüklenip kenara çekilinebilecek bir alan değildir. Bu, topyekün bir toplumsal seferberlik gerektirir.
Aile içi iletişim: Çocuklarımızı dinlemek, onların kaygılarına ortak olmak ve evlerimizi sığınılacak en güvenli liman haline getirmek ilk kalkanımızdır.
Eğitim ve Sosyal Alanlar: Gençleri sadece akademik unvanlara boğmak yetmez; onların ruhunu sporla, sanatla, sağlam bir karakter bilinciyle ve çevre bilinciyle eğitmek zorundayız.
Toplumsal Sorumluluk: Mahallemizde, sokağımızda yaşanan bu drama kulak tıkamak, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" felsefesine sığınmak, o yılanın bir gün kendi kapımıza gelmesine davetiye çıkarmaktır.
Yarını inşa edecek olan nesilleri bu zehir sarmalından kurtarmak, bu ülkenin her bir ferdinin, her bir kalemin ve her bir idarecinin namus borcudur. Gelin, bu sessiz çığlığa kulak verelim. Cezalandırıcı ve dışlayıcı değil; kurtarıcı, kucaklayıcı ve bilinçli bir toplum duvarı örelim. Çünkü bir genci kurtarmak, bir aileyi, bir nesli ve nihayetinde geleceği kurtarmaktır.
Unutmayalım; fark etmek için kapımıza dayanmasını beklemek, en büyük ve geri dönülmez hata olacaktır
Bu mücadelede yalnız değilsiniz. Çevrenizde yardıma ihtiyacı olan, bu sarmaldan çıkış yolu arayan herkes için ALO 191 Sağlık Bakanlığı Danışma Hattı ve 115 YEDAM (Yeşilay Danışmanlık Merkezi) 7/24 ücretsiz ve tamamen gizlilik esasıyla hizmet vermektedir. Allah'tan tek dileğim bu belanın kimsenin başına gelmemesi ve gencecik hayatların kötü insanların elinden bu hayattan kopmaması