Türkiye'de her yeni güne yeni bir sürprizle uyanmak artık sıradan bir rutin haline geldi. Toplumun her kesimi, sabah saatlerinde 'bugün ne olacak' endişesiyle güne başlarken, beklentiler genellikle hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Son dönemde medya sektöründe yaşanan gelişmeler ise bu endişeleri zirveye taşıdı.
Kayyum uygulaması yeni bir baskı aracı mı?
Son olarak muhalif bir televizyon kanalının kayyuma devredilmesi, basın dünyasında büyük yankı uyandırdı. Cumhuriyet tarihimizde uzun yıllar boyunca rastlanmayan bu uygulama, artık muhalif sesleri susturmak veya kontrol altına almak için kullanılan bir yöntem haline geldi. Uzmanlar, atanan kayyumların siyasi iktidarın temsilcisi gibi hareket ettiğini ve temel amacın diğer medya kuruluşlarına 'dikkatli olun' mesajı vermek olduğunu vurguluyor.
Sözcü cephesinde durum ne?
Kamuoyunda sıkça sorulan 'Sözcü TV ve Sözcü gazetesi de bu süreçten etkilenir mi?' sorusu, medya dünyasındaki tedirginliğin boyutunu gözler önüne seriyor. Sözcü bünyesinde görev yapan isimler, kurumun herhangi bir şaibeli işinin olmadığını ve gazetecilik ilkeleri doğrultusunda hareket ettiklerini belirtiyor. Burak Akbay'ın sadece gazetecilik faaliyetleriyle ilgilenmesi ve devlet ihaleleri gibi süreçlerden uzak durması, kurumun duruşunu netleştiriyor.
Korku iklimi ve basın üzerindeki baskılar
Türkiye'de sadece kayyum atamaları değil, sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanan gazeteciler ve açılan hakaret davaları da dikkat çekiyor. Bir bakanın istifa edeceği yönünde tahminde bulunan bir gazetecinin tutuklanması veya Merdan Yanardağ örneğinde olduğu gibi ağır suçlamalarla karşı karşıya kalınması, ifade özgürlüğünün geldiği noktayı özetliyor. İktidarın, toplumu sürekli bir kuşku ve korku ikliminde tutarak kontrolü elinde tutmayı hedeflediği iddiaları, siyasi gündemin en sıcak başlıkları arasında yer almaya devam ediyor.