Halk TV'ye şafak operasyonu: Kanal yönetimine kayyum atandı

Türkiye'nin önde gelen muhalif kanallarından Halk TV'nin Topkapı'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis baskını düzenlendi, yayınlar kesilerek yönetime kayyum atandı.

Türkiye, güne muhalif yayın çizgisiyle bilinen Halk TV'ye yönelik gerçekleştirilen şok bir operasyonla başladı. Sabah saat 05.00 sularında kanalın Topkapı'daki merkez binasını kuşatan yüzlerce polis, canlı yayın akışını durdurarak yerine film yayını başlattı. Operasyon kapsamında kanalın yönetimine kayyum atandığı duyuruldu.

Gazetecilik faaliyetlerine müdahale

Kanal binasına giren güvenlik güçleri detaylı bir arama gerçekleştirirken, bina çevresi polis barikatlarıyla kapatıldı. Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, kamuoyunun haber alma hakkını savunmak adına yayını sürdürmeye çalışsa da kayyum yönetimi tarafından engellendi. Bu gelişme üzerine kanal muhabirleri, alternatif dijital platformlar üzerinden ortak bir yayın başlatarak durumu takipçilerine aktarmaya devam etti.

Veda konuşması ve dijital sansür

Stüdyoya son kez giren Suat Toktaş, çalışma arkadaşlarıyla birlikte yaptığı veda konuşmasında, "20 yıllık bir kanala gece yarısı operasyonuyla el konuldu. Tehditlere boyun eğmedik, tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kanalın televizyon yayınlarının yanı sıra YouTube, X, Facebook, Instagram ve Telegram gibi milyonlarca takipçisi bulunan sosyal medya hesaplarına da erişim engeli getirildi.

Kayyum İbrahim Paşalı sahnede

Daha önce birçok farklı medya kuruluşunda kayyum olarak görev yapan eski Yeni Şafak yazarı İbrahim Paşalı, Halk TV'ye atanan isim oldu. Kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu ise sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Türkiye bu kötülüğü hak etmiyor, kanalımızı mutlaka geri alacağız" diyerek tepkisini dile getirdi. Mahiroğlu, kendisiyle ilişkili şirketlere el konulduğunu ve aile üyelerinin gözaltına alındığını belirtti.

Uluslararası tepkiler ve basın örgütleri

Operasyon, Türkiye'deki basın meslek örgütleri tarafından "demokrasiye darbe" olarak nitelendirildi. Basın Konseyi, TGC ve ÇGD gibi kurumlar karara sert tepki gösterirken, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, "Medya özgürlüğü yakında sadece bir anıdan ibaret olacak" değerlendirmesinde bulundu. Uluslararası Af Örgütü ise gelişmeyi medya özgürlüğüne yönelik acımasız bir saldırı olarak tanımladı.

İLGİLİ HABERLER