reklam
reklam
20 Şubat 2026
İstanbul
Açık
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,8508 %0.2
51,6127 %-0.01
7.080,78 % 0,62
Ara
RVpress Teknoloji Siber şantajda yeni bir dönem mi başlıyor? fidye yazılımı tehditleri nasıl evriliyor?

Siber şantajda yeni bir dönem mi başlıyor? fidye yazılımı tehditleri nasıl evriliyor?

Fidye yazılımı suçları, siber şantajın yeni bir boyut kazanmasına neden oluyor. Suçlular, verileri ifşa ederek baskı kuruyor.

Okunma Süresi: 3 dk

Fidye yazılımı, siber suçluların ilgisini çekmeye devam ederken, bu tehditlerin uyarlanabilirliği ve kalıcılığı da giderek artmaktadır. Suçlular, çalınan verileri kamuoyu önünde sergileyebildikleri sürece bu yöntemi kullanmaya devam etmekte ve fidye yazılımı, suç ekonomisi için önemli bir gelir kaynağı olmaya devam etmektedir.

Siber güvenlik şirketi ESET, kuruluşların fidye yazılımı tehdidi ile başa çıkabilmeleri için almaları gereken savunma önlemleri hakkında bilgilendirmelerde bulunmaktadır.

Veri sızıntı siteleri nasıl işliyor?

Siber suçlar, zamanla yaşanan teknolojik gelişmelere ve dönemin özelliklerine göre değişiklik göstermektedir. Siber şantaj, geniş bir suç kategorisi olarak kalıcılığını kanıtlamış olsa da, en zararlı türlerinden biri olan fidye yazılımı artık yalnızca dosyaların şifrelenmesi ile sınırlı değildir. Geçmişte saldırganlar, dosya veya sistemleri kilitleyerek şifre çözme anahtarı karşılığında ödeme talep ederken, son yıllarda kampanyalar, şifrelemeyi veri sızdırma ve çalınan bilgileri yayımlama tehditleriyle birleştirmektedir.

Bu noktada, özel sızıntı siteleri veya veri sızıntı siteleri (DLS’ler) devreye girmektedir. İlk olarak 2019’un sonlarında ortaya çıkan bu siteler, çift şantaj stratejisinin bel kemiği haline gelmiştir. Tehdit aktörleri, kurumsal verileri şifrelemeden önce çalmakta ve ardından bu verileri kamuya açık bir şekilde kullanarak bir güvenlik olayını doğrudan bir krize dönüştürmektedir.

Siber şantajın etkileri nelerdir?

Fidye yazılımı artık yalnızca sistemlerin kilitlenmesi değil, aynı zamanda veri hırsızlığı ve şantaj sorunu olarak değerlendirilmektedir. Kamuya açık takip projeleri, bu eğilimi doğrulasa da, sızıntı sitelerinin yalnızca suçluların duyurmayı seçtiği olayları yansıttığı, gerçek kurban sayısının daha yüksek olabileceği belirtilmektedir. Dark web üzerinde barındırılan ve Tor ağı üzerinden erişilen veri sızıntı siteleri, genellikle çalınan verilerin bir kısmını yayımlamakta ve ödeme yapılmadığı takdirde tüm verilerin açıklanacağı tehdidinde bulunmaktadır.

Bazı durumlarda, kurban ödeme yapmayı reddettiğinde veriler yayımlanmakta ve baskı daha da artmaktadır. Kurbanlara ait bilgiler, çalınan verinin kapsamı ve belirlenen son tarihler bu stratejinin bir parçası olarak sunulmaktadır. Bu yaklaşımın yıkıcı etkisi, hız ve görünürlükten kaynaklanmaktadır; olay kamuoyuna duyurulduğu anda birden fazla risk aynı anda ortaya çıkmakta ve çoğu zaman kuruluşlar saldırının kapsamını tam olarak anlamadan yoğun belirsizlik altında kalmaktadır.

Alınması gereken önlemler nelerdir?

Veri sızıntı siteleri, bu nedenle doğrudan bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır. Saldırganlar, blöf yapmadıklarını göstermek için genellikle sınırlı miktarda veri yayımlamakta ve kurban ödeme yapmazsa daha fazlasının paylaşılmaya devam edeceği tehdidinde bulunmaktadır. Zarar çoğu zaman ilk kurbanla sınırlı kalmamakta, sızdırılan veya yeniden satılan veriler, kimlik avı, iş e-postası dolandırıcılığı ve kimlik sahtekârlığı gibi sonraki suçların kaynağı haline gelmektedir. Tedarik zinciri olaylarında ihlal, müşterilere ve iş ortaklarına kadar yayılabilmektedir.

Bu domino etkisi, fidye yazılımının münferit olaylar değil, sistemik bir risk olarak değerlendirilmesinin nedenlerinden biri olarak görülmektedir. Yetkisiz erişimin kanıtı olarak çeteler, saldırının gerçek olduğunu ve tehdidin inandırıcı olduğunu göstermek için sözleşmeler ve şirket içi e-postalar gibi örnek belgeler yayımlamaktadır. Ayrıca, zamanlayıcılar ve geri sayımlar, zamanın dolmakta olduğu hissini uyandırarak, zaman baskısı altında alınan kararların genellikle saati kontrol eden tarafın lehine olmasına neden olmaktadır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *