En Nazlısı, Sevgilerin En Hasılı
Hayatın koşturmacası içinde çoğumuz gözden kaçırırız; ama bazı evlerde, pencere önlerinde sessiz sedasız süren bir dil vardır. Kelimelerin yerini sabrın, yüksek seslerin yerini şefkatli bir fısıltının aldığı bir dil… Bu dilin en zarif muhatabı da şüphesiz evlerimizin o mağrur, bir o kadar da narin misafiri: Orkidedir.
Hemen hemen her evde bir orkideye rastlamak mümkündür. Ancak onu sadece salonun bir köşesini süsleyen sıradan bir saksı çiçeği olarak görenler, onun asıl sırrını ıskalarlar. Çünkü orkide, sadece suyla ve toprakla yetinen bir bitki değildir. O, zatıhasaneleri gereği biraz nazlıdır; ilgi ister, özen ister ve en çok da sevilmek ister.
Anadolu insanının o büyüleyici şefkatinde, annelerimizin pencere kenarındaki bu zarif çiçeğe eğilip "Kızım..." diye seslendiğini duyarsınız bazen. O tek bir kelimede, bir canı büyütmenin, ona emek vermenin ve onunla hemhal olmanın tüm derinliği gizlidir. Bir annenin çiçeğiyle kurduğu bu bağ, aslında modern dünyanın unuttuğu o kadim inceliğin ta kendisidir.
Neden orkideye bu denli titrer anneler? Çünkü bilirler ki orkide aceleye gelmez. Eğreti sevgileri, geçici hevesleri kabul etmez. Yaprağına değen sert bir rüzgarda küser, fazla verilen suda boynunu büker, susuz kaldığında ise içine kapanır. Tıpkı insan ruhu gibi, dengenin ve samimiyetin peşindedir. Annelerimiz de o doğuştan gelen bilgelikleriyle, bu nazlı kraliçenin dilinden en iyi anlayandır. Onu sadece sulamazlar; adeta sevgileriyle, tatlı dilleriyle besleyip büyütürler.
Ve gün gelir, o sabırlı bekleyişin ardından orkide, dalından bir bir narin tomurcuklar patlatır. O asil, dik ve mağrur çiçeklerini sergilediğinde, aslında pencere kenarından tüm eve şu mesajı fısıldar: “Emek verdiğin, sevdiğin her şey gün gelir çiçek açar.”
Bugün, hayatın karmaşasından bir an olsun sıyrılıp evimizdeki o nazlı çiçeğe bir bakalım. Belki de bir orkide yaprağında, sevgiyi ve sabrı yeniden öğrenmemiz gerekiyordur. Annelerimizin o içten "Kızım" deyişindeki sırra, yani her şeye rağmen emekle güzelleşen bir dünyaya tutunarak…