reklam
reklam
İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,8950 %0.23
52,8913 %-0.09
6.966,26 % 1,07
Ara
ÖNCE AHLAK

ÖNCE AHLAK

YAYINLAMA:

EĞİTİM ŞART AMA ÖNCE AHLAK: ÇOCUKLARIN ELİNDEKİ SİLAH KİMİN ESERİ?
​Bugün toplum olarak aynaya baktığımızda gördüğümüz suret, ne yazık ki vaat ettiğimiz o "aydınlık gelecek"ten çok uzak. Bir süredir ısrarla üzerinde durduğum, her fırsatta kalemime doladığım akran zorbalığı ve toplum baskısı meseleleri, artık sadece birer "sosyal problem" olmaktan çıktı; okullarda küçücük çocukların ellerinde silahların patladığı bir cinnet haline dönüştü.
​Peki, nasıl oldu da elinde ders kitabı olması gereken eller, bir cana kıyacak kadar ağır metallere uzandı?
​Bilgi Çok, Ahlak Yoksun
​Yıllardır "Eğitim şart" dedik. Okullar açtık, müfredatlar yeniledik, teknolojiyi sınıflara soktuk. Ancak bir şeyi çok feci şekilde atladık: Ahlak. Eğitim, bir çocuğa sadece formülleri, tarihleri veya yabancı dilleri öğretmek değildir. Eğer biz bir çocuğun kalbine merhameti, zihnine ise ötekinin yaşam hakkına duyulması gereken saygıyı yerleştiremiyorsak, verdiğimiz eğitim sadece "nitelikli bir canavar" yaratmaya yarar.
​Bilgi sahibi olup ahlaktan yoksun kalmak, topluma doğrultulmuş bir silahtır. Bugün okul koridorlarında yankılanan o korkunç sesler, aslında bizim ahlak eğitimindeki boşluğumuzun yankısıdır.
​Zorbalığın Sessiz Çığlığı
​Akran zorbalığı dediğimiz kavramı hala "çocukluktur, aralarında hallederler" diye geçiştirenler var. Hayır, halledemiyorlar! Sistematik olarak dışlanan, aşağılanan, fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kalan bir çocuk, bu baskı altında ya tamamen içe kapanır ya da maruz kaldığı şiddeti bir yerden sonra taklit etmeye başlar.
​Toplum baskısı, çocukları "güçlü olmazsan ezilirsin" fikriyle zehirliyor. Merhametin zayıflık, şiddetin ise bir "erkeklik" veya "karakter" göstergesi olarak sunulduğu bir iklimde, çocukların o zehri silah olarak kuşanması şaşırtıcı mı?
​Sorumluluk Hepimizin
​Bir okul baskını yaşandığında suçluyu sadece o tetiği çeken çocukta aramak, peki hiç düşündük mü bu küçük çocuk bunları nereden temin etti ona bu aklı kim verdi ve gelecek hayalleri olması gereken bir masum çocuğu kim ve kimler bu hâle getirdi ve sonrada kendi canına nasıl kıydı o küçücük çocuğun büyük hayalleri olması gerekirdi ama biz toplum olarak yine vicdanımızı rahatlatmak için sadece çocuğu suclama çabasına girdik . O silahı o çocuğun eline;
​Televizyon dizilerindeki şiddet güzellemeleriyle,
​"Vurana sen de vur" diyen aile nasihatleriyle,
​Zorbalığı görmezden gelen okul idareleriyle,
​Ve en önemlisi, erdemli olmayı değil, sadece "başarılı" olmayı kutsayan toplum yapımızla biz verdik.
​Sonuç Yerine
​Artık durup düşünme vaktini çoktan geçtik, artık iyileşme vaktidir. Eğitimin başına "ahlak" ve "vicdan" kelimelerini büyük harflerle yazmak zorundayız. Çocuklarımıza matematik öğretmeden önce, arkadaşının kalbini kırmamanın bir hayat kurtarmak kadar değerli olduğunu öğretmeliyiz.
​Çünkü ellerinde silahlarla okul basan çocuklar, aslında bizim toplumsal iflasımızın en acı raporudur

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *