Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ailesinin Almanya merkezli HAMAG GmbH şirketi üzerinden gerçekleştirdiği gayrimenkul yatırımları ve yurt dışına kayıt dışı para transferi iddiaları nedeniyle Ankara Adliyesi'ne çağrıldı. Şüpheli sıfatıyla savcıya ifade veren Gökçek, adliyeye 23 milyon TL değerindeki lüks aracı ve koruma ordusuyla giriş yaptı.
Sakız detayı ve Arınç sorusuna tepki
Adliyeye girişi sırasında ağzında sakızla görüntülenen Gökçek, gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı. Bülent Arınç ile ilgili yöneltilen sorulara ise eliyle geçiştirici bir işaret yaparak tepki gösterdi. Gökçek'in sakız çiğnemesi sosyal medyada gündem olurken, oğlu AKP Ankara Milletvekili Osman Gökçek, babasının şeker hastası olduğunu ve ağız kuruluğunu gidermek için sakız kullandığını belirterek durumu savundu.
Protesto ve geçmişe dair iddialar
Adliye çıkışında Gökçek'i bekleyen sürpriz bir isim vardı. Geçmişte belediye başkanlığı döneminde Mersin'e sürgün edildiğini iddia eden Ümmü Piri, Gökçek'e yüksek sesle tepki gösterdi. Gökçek, protestolar ve yolsuzluk iddiaları karşısında sessizliğini koruyarak adliyeden ayrıldı. Öte yandan, Gökçek'in oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek'in de aynı soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldığı öğrenildi.
500 soruşturma vurgusu
İfadesinin ardından açıklama yapan Melih Gökçek, 1994 yılından bu yana 500'den fazla soruşturma geçirdiğini ve hepsinden takipsizlik kararı aldığını savundu. Gökçek, "Çekirge bir zıplar, iki zıplar, üçüncüsünde yakalanır. Ben 500 defa sıçradım, beni yakalayamadılar" ifadelerini kullandı. Gazeteci Fatih Altaylı ise süreci, iktidarın kendi döneminde haksız zenginleşen isimlerden servetlerinin bir kısmını geri alma operasyonu olarak yorumladı.
Savcılık ihale dosyalarını mercek altına aldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Gökçek dönemine ait ihalelerin de aralarında bulunduğu, ABB ve iştirakleriyle iş yapan 36 şirket hakkında geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı. Savcılık, ilgili şirketlerin listesini ve ihale dosyalarını Ankara Emniyet Müdürlüğü aracılığıyla talep etti. Gazeteci Murat Ağırel ise Türkiye ve Almanya'daki taşınmaz satışları arasındaki zamanlamanın tesadüf olamayacağına dikkat çekerek, dosyanın derinleşebileceği sinyalini verdi.