İklim değişikliğiyle mücadelede küresel bir pusula görevi gören Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP), 31'inci buluşması için gün sayıyor. 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek zirve, 1995 yılında Berlin'de başlayan uzun soluklu diplomasi serüveninin en yeni halkasını oluşturuyor.
Berlin'den Kyoto'ya: Gönüllülükten Yasal Bağlayıcılığa
1995'te Angela Merkel başkanlığında toplanan ilk COP, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki sorumluluk tartışmalarının fitilini ateşledi. Sanayileşmiş ülkelerin emisyon azaltımı konusundaki isteksizliği, süreci yıllarca kilitledi.
Ancak 1997'deki COP3, bir dönüm noktası oldu. Kyoto Protokolü ile ilk kez yasal bağlayıcılık kavramı masaya yatırıldı.
Gelişmiş ülkeler sera gazı emisyonlarını düşürme taahhüdü verirken, ABD'nin anlaşmaya yönelik tutumu ve daha sonra protokolü onaylamaması, küresel iklim diplomasisinde derin çatlaklar yarattı.
Kopenhag ve Paris: Yeni Bir Dönemin Başlangıcı
2000'li yılların başında yaşanan krizler ve ABD'nin Kyoto'dan çekilme kararı, süreci teknik detaylara boğsa da 2009'daki COP15, iklim finansmanı açısından bir milat oldu. Gelişmekte olan ülkelere yıllık 100 milyar dolar destek sözü verildi. Bu ivme, 2015 yılında Paris Anlaşması'nın kabul edilmesiyle zirveye ulaştı. 195 ülkenin imzasıyla yürürlüğe giren anlaşma, küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlandırmayı hedefleyen en kapsamlı belge olarak tarihe geçti.
Fosil Yakıtlardan Çıkış ve Finansman Krizi
COP28, Dubai'de düzenlenen zirveyle bir ilke imza atarak fosil yakıtlardan uzaklaşma çağrısını final metnine taşıdı. Ancak iklim finansmanı konusundaki tartışmalar hiç bitmedi.
COP29'da belirlenen yıllık 300 milyar dolarlık fon hedefi, gelişmekte olan ülkelerin trilyonlarca dolarlık ihtiyacı karşısında yetersiz bulundu. ABD'nin siyasi iklimine bağlı olarak Paris Anlaşması'ndan çekilip tekrar dahil olması ve son dönemdeki yeni çekilme kararı, küresel iklim eylemlerinin siyasi istikrarsızlıktan ne kadar etkilendiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Brezilya'da Beklentiler ve Gelecek
COP30'da fosil yakıtlardan çıkış için somut bir yol haritası beklenirken, zirve daha çok Amazon Ormanları'nın korunması ve yerli halkların finansmana erişimi gibi konulara odaklandı. Gönüllülük esasına dayalı yeni mekanizmaların devreye girdiği bu süreçte, Antalya'da düzenlenecek COP31'in, küresel iklim diplomasisinin karşılanamayan taahhütlerini nasıl bir sonuca bağlayacağı merakla bekleniyor.