Futbol dünyası, VAR teknolojisinin getirdiği milimetrik ofsayt tartışmalarıyla uzun süredir çalkalanıyor. Bir oyuncunun omzunun veya dizinin ucuyla iptal edilen goller, oyunun ruhuna aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirilirken, çözüm olarak Arsene Wenger tarafından önerilen gün ışığı ofsayt kuralı öne çıkıyor.
Gün ışığı ofsayt kuralı nasıl çalışıyor?
Bu kuralın temel mantığı, hücum oyuncusu ile savunma oyuncusu arasında gözle görülür bir mesafe olması gerektiğine dayanıyor. Klasik kuralda vücudun herhangi bir parçası öndeyse ofsayt bayrağı kalkarken, gün ışığı kuralında hücum oyuncusunun vücudunun tamamının savunma hattının önünde olması gerekiyor. Yani iki oyuncu arasında gün ışığının geçebileceği bir boşluk oluşmadığı sürece oyun devam ediyor.
Klasik ofsayt ile temel farklar
Mevcut sistemde, gol atma potansiyeli olan vücut bölümlerinin (el ve kol hariç) savunmacıdan bir santimetre bile önde olması ofsayt için yeterli kabul ediliyor. Yeni sistemde ise bu milimetrik farklar ortadan kalkıyor. Hücum oyuncusu, savunmacı ile aynı hizada olduğu sürece ofsayt pozisyonuna düşmüyor. Bu durum, savunma arkasına koşu yapan oyuncular için büyük bir avantaj yaratıyor.
Wenger'in vizyonu ve ilk uygulama
FIFA Küresel Futbol Gelişimi Direktörü Arsene Wenger, 2020 yılından bu yana bu kuralın savunuculuğunu yapıyor. Amacı, hücum futbolunu ödüllendirmek ve oyunun akışını kesen VAR müdahalelerini azaltmak. Bu vizyon doğrultusunda, Kanada Premier Ligi profesyonel düzeyde bu kuralı test eden ilk lig oldu. Hatta nisan ayındaki bir maçta, klasik kurallara göre ofsayt sayılacak bir pozisyon, bu yeni uygulama sayesinde gol olarak geçerlilik kazandı.
Türkiye'de durum ne?
Şu an için sadece belirli liglerde deneme aşamasında olan bu kuralın, küresel çapta kalıcı hale gelip gelmeyeceği IFAB'ın yapacağı değerlendirmelere bağlı. Türkiye'de ise henüz bu yönde bir uygulama bulunmuyor. Futbolseverler, bu kuralın oyunun heyecanını artırıp artırmayacağını Kanada'daki test sonuçlarıyla birlikte yakından takip ediyor.