Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla geliştirdiği ilk özgün kanser ilacı adayının faz 1 klinik çalışmalarının başarıyla tamamlandığını duyurdu. Bilim dünyasında büyük bir heyecan yaratan bu gelişme, Türkiye’nin ilaç üretiminde dışa bağımlılığı azaltma hedefinde tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Erken teşhisle 28 bin hayata dokunuldu
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kanserle mücadelede yürütülen tarama programlarının başarısına dikkat çekerek, son bir yıl içerisinde yaklaşık 7 milyon 700 bin vatandaşa ücretsiz tarama yapıldığını açıkladı. Aile hekimlikleri, sağlıklı hayat merkezleri ve mobil tarama araçlarıyla yürütülen bu geniş kapsamlı çalışma sonucunda, 276 bin kişide şüpheli bulgulara rastlandı. Erken teşhis sayesinde 28 bin vatandaşın tedavi sürecine hızla dahil edildiğini belirten Memişoğlu, "Kanserden korkma, geç kalmaktan kork" diyerek vatandaşları düzenli taramalara davet etti. Türkiye’nin yapay zeka destekli tanı sistemleri ve modern altyapısıyla kanser tedavisinde uluslararası bir merkez haline geldiğini vurgulayan Bakan, sağlık turizmi açısından da ülkenin örnek bir konuma yükseldiğini ifade etti.
Yerli molekül dünya sağlığına armağan edilecek
Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde filizlenen ve klinik araştırmaları başarıyla yürütülen Türkiye'nin ilk özgün molekülü, kanser tedavisinde yeni bir dönemi başlatıyor. Faz 1 çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte projenin faz 2 ve faz 3 aşamalarına geçilmesi hedefleniyor. Bakan Memişoğlu, bu başarının arkasında yerli laboratuvarlar, üniversiteler ve bilim insanlarının ortak emeği olduğunu belirterek, Türkiye’nin kendi geliştirdiği bu ilacı dünya sağlığına bir hediye olarak sunacağını kaydetti.
Yan etkileri azaltan akıllı teknoloji
Projenin yürütücülerinden Prof. Dr. Rana Sanyal, geliştirilen ilacın temel farkının "hedef odaklı" yapısı olduğunu vurguladı. İlacın doğrudan tümör hücresine odaklanarak sağlıklı dokulara verilen zararı minimize ettiğini belirten Sanyal, bu teknolojinin tedavi başarısını ciddi oranda artırdığını ifade etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın HAMLE programı ve TÜBİTAK desteğiyle güçlenen bu biyoteknoloji girişimi, Türkiye’nin bilimsel ekosisteminin ne kadar güçlü bir noktaya ulaştığını kanıtlar nitelikte. "Turcorn 100" listesinde yer alan bu girişim, bilimsel araştırmaların laboratuvardan hastaya ulaşma sürecinde kurulan güçlü iş birliğinin en somut örneği olarak öne çıkıyor.