Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, radar uydu verileriyle hazırlanan güncel gerilim haritasına dayanarak Türkiye’nin sismik açıdan en riskli bölgesini belirledi. Kutoğlu, Kars Kağızman’dan başlayıp İran Salmas’a kadar uzanan 250 kilometrelik bir hattın büyük bir risk taşıdığını vurguladı.
Doğu Anadolu'da Hangi Tehlikeler Bekleniyor?
Prof. Dr. Kutoğlu, İngiltere’deki Leeds Üniversitesi ile ortaklaşa yürütülen radar uydu görüntüleme çalışmaları sonucunda elde edilen verilerin, Doğu Anadolu’da büyük bir alanın kırılma sınırına yaklaştığını ortaya koyduğunu ifade etti. Gelişmiş uzay teknolojileriyle elde edilen bu veriler, bölgedeki sismik aktivitenin artış gösterdiğini göstermektedir.
Uzman isim, Türkiye’deki deprem tartışmalarının genellikle batı bölgelerinde yoğunlaştığını ancak verilerin Doğu Anadolu için çok daha kritik bir tablo sunduğunu belirtti. Radar uyduları sayesinde tüm Türkiye’yi izleme imkanına sahip olduklarını kaydeden Kutoğlu, Van’ın doğusunda yer alan ve Çaldıran fayını da kapsayan alanın en yüksek gerginlik üreten bölgelerden biri olduğunu vurguladı.
250 Kilometrelik Fay Hattının Riskleri Neler?
Kutoğlu, bu uzun hattın tek bir seferde harekete geçme olasılığının en büyük risk olduğunu ifade etti. Kars’ın Kağızman ilçesinden başlayarak İran’ın Salmas kentine kadar uzanan bu fay hattı, geçmişte 1647, 1881, 1976 ve 2011 yıllarında yıkıcı depremlere neden olmuştur. Tarihteki en büyük sarsıntının büyüklüğü ise 7.3 olarak kaydedilmiştir.
Uzman, bu 250 kilometrelik hattın tamamen kırılması durumunda 7’nin üzerinde çok şiddetli bir depremin meydana gelebileceği konusunda uyarıda bulundu. Kamuoyunda oluşan '2011'de Van'da deprem oldu, enerji boşaldı' algısının yanlış olduğunu belirten Kutoğlu, o depremin çok küçük bir alanı kapsadığını ve mevcut gerginlik bölgesinin daha geniş bir alanı etkilediğini ifade etti.
Gelecekteki Depremlere Karşı Ne Yapılmalı?
Prof. Dr. Kutoğlu, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Hatay depremlerindeki benzer bir mekanizmanın bu bölgede de çalışabileceğini belirterek, acilen 'zarar azaltma' ve tedbir çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda, bölgedeki sismik risklerin azaltılması amacıyla gerekli önlemlerin alınması büyük bir önem taşımaktadır.
Bu bilgiler ışığında, Türkiye'nin sismik risk haritasında yer alan 250 kilometrelik fay hattının durumu, hem bilim insanları hem de kamuoyu için dikkatle izlenmesi gereken bir konu olarak öne çıkmaktadır.