reklam
reklam
İstanbul
Parçalı bulutlu
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
50,1575 %0.20
55,9367 %-0.62
6.556,39 %-0.60
RVpress Gündem İklim diplomasisinde 31 yıllık maraton: Berlin'den Antalya'ya uzanan zorlu yolculuk

İklim diplomasisinde 31 yıllık maraton: Berlin'den Antalya'ya uzanan zorlu yolculuk

Dünyanın geleceğini şekillendiren BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP), 31 yıllık tarihinde devrim niteliğinde kararlara ve çetin siyasi krizlere sahne oldu.

İklim diplomasisinde 31 yıllık maraton: Berlin'den Antalya'ya uzanan zorlu yolculuk
Okunma Süresi: 2 dk

İklim değişikliğiyle mücadelede küresel bir pusula görevi gören Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP), 31'inci buluşması için gün sayıyor. 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek zirve, 1995 yılında Berlin'de başlayan uzun soluklu diplomasi serüveninin en yeni halkasını oluşturuyor.

Berlin'den Kyoto'ya: Gönüllülükten Yasal Bağlayıcılığa

1995'te Angela Merkel başkanlığında toplanan ilk COP, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki sorumluluk tartışmalarının fitilini ateşledi. Sanayileşmiş ülkelerin emisyon azaltımı konusundaki isteksizliği, süreci yıllarca kilitledi.

Ancak 1997'deki COP3, bir dönüm noktası oldu. Kyoto Protokolü ile ilk kez yasal bağlayıcılık kavramı masaya yatırıldı.

Gelişmiş ülkeler sera gazı emisyonlarını düşürme taahhüdü verirken, ABD'nin anlaşmaya yönelik tutumu ve daha sonra protokolü onaylamaması, küresel iklim diplomasisinde derin çatlaklar yarattı.

Kopenhag ve Paris: Yeni Bir Dönemin Başlangıcı

2000'li yılların başında yaşanan krizler ve ABD'nin Kyoto'dan çekilme kararı, süreci teknik detaylara boğsa da 2009'daki COP15, iklim finansmanı açısından bir milat oldu. Gelişmekte olan ülkelere yıllık 100 milyar dolar destek sözü verildi. Bu ivme, 2015 yılında Paris Anlaşması'nın kabul edilmesiyle zirveye ulaştı. 195 ülkenin imzasıyla yürürlüğe giren anlaşma, küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlandırmayı hedefleyen en kapsamlı belge olarak tarihe geçti.

Fosil Yakıtlardan Çıkış ve Finansman Krizi

COP28, Dubai'de düzenlenen zirveyle bir ilke imza atarak fosil yakıtlardan uzaklaşma çağrısını final metnine taşıdı. Ancak iklim finansmanı konusundaki tartışmalar hiç bitmedi.

COP29'da belirlenen yıllık 300 milyar dolarlık fon hedefi, gelişmekte olan ülkelerin trilyonlarca dolarlık ihtiyacı karşısında yetersiz bulundu. ABD'nin siyasi iklimine bağlı olarak Paris Anlaşması'ndan çekilip tekrar dahil olması ve son dönemdeki yeni çekilme kararı, küresel iklim eylemlerinin siyasi istikrarsızlıktan ne kadar etkilendiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Brezilya'da Beklentiler ve Gelecek

COP30'da fosil yakıtlardan çıkış için somut bir yol haritası beklenirken, zirve daha çok Amazon Ormanları'nın korunması ve yerli halkların finansmana erişimi gibi konulara odaklandı. Gönüllülük esasına dayalı yeni mekanizmaların devreye girdiği bu süreçte, Antalya'da düzenlenecek COP31'in, küresel iklim diplomasisinin karşılanamayan taahhütlerini nasıl bir sonuca bağlayacağı merakla bekleniyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız