Yargı camiasını sarsan belgeler, suç örgütü lideri ile üst düzey bir yargı mensubu arasındaki karanlık ilişkiyi gözler önüne serdi.
Türkiye’nin gündemine oturan Ayhan Bora Kaplan davasında, soruşturmanın seyrini değiştirecek yeni bulgular gün yüzüne çıktı. Suç örgütü liderliği suçlamasıyla tutuklu bulunan Kaplan’ın, 2019 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan ve şu anda Yargıtay üyesi olan Yüksel Kocaman’a lüks bir otomobil hediye ettiği iddiaları, MASAK raporları ve resmi dekontlarla belgelendi.
MASAK raporları ve dekontlar gerçeği açığa çıkardı
Dava dosyasındaki gizli tanık ifadeleriyle başlayan süreç, emniyet ve Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) titiz incelemesiyle somutlaştı. İddialara göre, 2 Ekim 2019 tarihinde Ayhan Bora Kaplan’ın asistanı Sevda S., Borusan Oto’ya giderek Yüksel Kocaman adına toplamda 343 bin 650 liralık ödeme gerçekleştirdi. Ödemenin açıklama kısmına ise “Yüksel Kocaman araç kaporası” ve “araç bedeli” ibarelerinin yazıldığı tespit edildi. Bu işlemin hemen ertesi günü, 3 Ekim 2019 tarihinde ise Yüksel Kocaman’ın söz konusu aracı kendi üzerine tescil ettirerek ruhsatını aldığı belirlendi.
Araç trafiği ve satış detayları dikkat çekiyor
Soruşturma kapsamında ifadesi alınan otomotiv firması sahibi Murat Arslan, aracın devir süreçlerine dair çarpıcı bilgiler paylaştı. Arslan, Kocaman’ın kullandığı aracın daha sonra farklı lüks modellerle takas edildiğini ve bu süreçte işlemlerin Kocaman’ın vekalet verdiği koruma polisi tarafından yürütüldüğünü ifade etti. Aradaki fiyat farklarının ise Kocaman’ın eşi Ayça Kocaman tarafından ödendiğine dair dekontlar dosyaya sunuldu. Bu karmaşık araç trafiği, yargı mensubunun lüks otomobil edinme sürecindeki şaibeli bağlantıları net bir şekilde ortaya koydu.
Hukuk dünyasından sert tepkiler yükseliyor
Yaşanan bu skandal gelişme, hukuk çevrelerinde ve siyaset arenasında büyük yankı uyandırdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski hukuk danışmanı Prof. Dr. İzzet Özgenç, sosyal medya üzerinden yaptığı sert açıklamada, yargı sisteminin içinde bulunduğu duruma dikkat çekti. Özgenç, kirli yapılanmalarla parasal ilişkisi olduğu iddia edilen bir ismin halen Yargıtay üyesi olarak görev yapmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, bu durumu Türkiye’nin yaşadığı derin yargı krizinin bir yansıması olarak nitelendirdi. ⚖️