Washington ve Tel Aviv'in teknolojik üstünlüğüne güvenerek başlattığı operasyon, İran'ın geliştirdiği hipersonik sistemler karşısında beklenmedik bir askeri ve finansal krize dönüştü.
28 Şubat 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ortak kararıyla başlatılan operasyon, kısa sürede bölgeyi sarsan bir füze savaşına dönüştü. Tahran, İsfahan ve Kum’daki stratejik noktaları hedef alan saldırılara, İran "Sadık Vaad-4" operasyonuyla yanıt verdi. ABD ve İsrail kurmaylarının kısa süreli bir zafer beklentisi, yerini modern savaş tarihinin en büyük teknolojik şoklarından birine bıraktı.
Hipersonik füzeler savunma sistemlerini nasıl etkisiz kıldı
İran'ın envanterindeki Siccil ve Fettah füzeleri, sahadaki tüm dengeleri altüst etti. Ses hızının 14 katına ulaşabilen Siccil füzeleri, İran topraklarından fırlatıldıktan sadece yedi dakika sonra Tel Aviv’e ulaşarak erken uyarı sistemlerini işlevsiz bıraktı. Atmosfer içinde zikzaklar çizerek ilerleyebilen hipersonik Fettah füzeleri ise Demir Kubbe ve Arrow sistemlerinin algoritmalarını aşmayı başardı. Özellikle F-35 uçaklarının bulunduğu Nevatim Hava Üssü ve Ben Gurion Havalimanı çevresi, bu füzelerin hedefi haline geldi. Körfez’deki ABD üsleri ise 1.800 kilogramlık savaş başlığı taşıyan Hürremşehr-4 füzelerinin yıkıcı etkisiyle karşı karşıya kaldı.
Doygunluk saldırısı ve milyar dolarlık sistemlerin çöküşü
ABD ve İsrail’in "kusursuz" olarak nitelendirdiği Patriot, THAAD ve Davud'un Sapanı sistemleri, İran'ın uyguladığı "doygunluk saldırısı" taktiği karşısında kilitlendi. Yüzlerce balistik füze ve 3 bine yakın kamikaze İHA'nın aynı anda fırlatılması, savunma bataryalarının mühimmat stoklarını dakikalar içinde tüketti. Operasyonun en kritik noktası ise ABD'nin bölgedeki erken uyarı radarlarının imha edilmesi oldu. AN-TPY-2 ve AN-FPS-132 radarlarının devre dışı bırakılması, bölgedeki Amerikan savunma ağını "stratejik körlüğe" itti.
Ekonomik asimetri ve Trump yönetiminin karşı karşıya kaldığı fatura:
Askeri kayıpların yanı sıra, bu çatışma ABD yönetimi için devasa bir ekonomik yük oluşturdu. Bir adet Arrow veya Patriot önleyici füzesinin maliyeti 4 milyon dolara kadar çıkarken, İran’ın kullandığı kamikaze dronlar ve füzeler çok daha düşük maliyetlerle üretiliyor. Washington, mühimmat üretim kapasitesinin hızla tükenmesiyle karşı karşıya kalırken, konvansiyonel savunma sistemlerinin ucuz ve sürülü hipersonik tehditler karşısındaki yetersizliği küresel bir tartışma konusu haline geldi. Türkiye'nin de yakından takip ettiği bu süreç, Ortadoğu'daki güvenlik mimarisinin artık geri dönülemez şekilde değiştiğini kanıtlıyor.