Venezuela'da hükümet, ABD'ye yönelik önemli bir çıkışta bulundu. Dışişleri Bakanı Yván Gil, Devlet televizyonunda gerçekleştirdiği açıklamalarda, Nicolás Maduro'nun ülkenin meşru Cumhurbaşkanı olduğunu vurguladı. Gil, ABD hükümetinin Maduro'nun fiziksel varlığını derhal geri getirmesi gerektiğini ifade ederek, bu durumun uluslararası hukuk açısından bir ihlal teşkil ettiğini belirtti.
Maduro'nun Meşruiyeti Vurgulandı
Gil, yaptığı açıklamada, "Anayasa açık bir şekilde belirtiyor: Seçilmiş başkan - anayasal başkan - Başkan Nicolás Maduro Moros'tur," ifadesini kullandı. Bu sözler, Venezuela hükümetinin Maduro'nun meşruiyetini koruma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor. Gil, anayasalarının güçlü olduğunu ve ülkenin yönetim yapısının tam kapasiteyle işlediğini belirterek, "Kurumlarımız, silahlı kuvvetlerimiz ve polisimiz görev başında. Vatan ve egemenliğimizin savunmasında her şey aktif,” dedi.
Venezuela'nın Egemenlik Vurgusu
Venezuela Dışişleri Bakanı, bu süreçte ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti. Gil, "Anayasamız sağlam ve güçlüdür; tarih boyunca gösterdiğimiz gibi, bu ve her türlü durumla başa çıkmamızı sağlar," şeklinde konuştu. Hükümet, Maduro'nun liderliğini destekleyen unsurların yanı sıra, uluslararası topluma da mesaj vermiş oldu.
ABD'nin Tutumu ve Bölgesel Etkiler
Geçmişte, ABD'nin Maduro yönetimine karşı aldığı tutum, bölgedeki siyasi dengeleri etkilemiş durumda. Özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde Maduro'ya sadık kalanların geleceği hakkında sert uyarılar yapılmıştı. Bu bağlamda, Venezuela hükümeti, ABD'nin iç işlerine müdahale etmesini istemiyor ve Maduro'nun liderliğini sürdürmesinin gerekliliğini savunuyor.
Gelişmeler, Venezuela'nın ulusal politikası ve ABD ile ilişkileri açısından kritik bir dönemi işaret ediyor. Venezuela hükümeti, ulusal egemenlik ve anayasal düzenin korunması adına kararlılığını sürdürürken, ABD'nin bu konudaki tutumunun nasıl şekilleneceği merak ediliyor. Uluslararası kamuoyunun da dikkatle izlediği bu durum, Venezuela'nın siyasi geleceği açısından belirleyici olabilir.