Tütün kontrolünde büyük tehlike: 2040 hedefi bir göz boyama mı?

Türkiye, son yıllarda tütün tüketiminde dünya ortalamalarının aksine yükselen bir grafik çiziyor. 2012-2023 yılları arasında tütün kullanım oranları erkeklerde yüzde 4,6, kadınlarda ise yüzde 10,5 oranında artış gösterdi.

Türkiye'de tütün kullanım oranları her geçen gün rekor seviyelere tırmanırken, gündeme gelen yeni düzenlemeler sektördeki denetimsizliği derinleştirme riski taşıyor.

Türkiye, son yıllarda tütün tüketiminde dünya ortalamalarının aksine yükselen bir grafik çiziyor. 2012-2023 yılları arasında tütün kullanım oranları erkeklerde yüzde 4,6, kadınlarda ise yüzde 10,5 oranında artış gösterdi. Özellikle kadınlar arasındaki kullanım artışının yüzde 80’i bulması, halk sağlığı açısından alarm zillerinin çaldığını kanıtlıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 160 milyar adet sigara tüketimine ulaşan Türkiye, bu verilerle ulusötesi tütün şirketlerinin en önemli üretim ve ticaret üslerinden biri haline gelmiş durumda.

Gerçekçi olmayan yasaklama söylemleri

Kamuoyunda "2040 yılında tütün ürünlerinin tamamen yasaklanacağı" yönünde dillendirilen ifadeler, uzmanlar tarafından gerçeklikten uzak ve "grotesk" olarak nitelendiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) tütün kontrolü ilkeleri arasında bu tür bir yasaklama bulunmuyor. Uluslararası literatürde tütünle mücadele, tüketimi yüzde 5’in altına çekmeyi hedefleyen "sönümlendirme" veya nesil bazlı satış kısıtlamaları gibi bilimsel yöntemlerle yürütülüyor. Eleştirmenler, tütün şirketlerinin arz stratejilerine dokunmayan, tütün üreticisinin sorunlarını çözmeyen ve mevcut hukuki güvenceleri koruyan bir yasaklama söyleminin, aslında tütün kontrolünü tamamen devre dışı bırakmak için bir kılıf olduğunu savunuyor.

Yeni nesil ürünlere kapı mı açılıyor?

Uzmanlar, yeni yasal düzenlemelerin tütün salgınını daha da körükleyecek yeni nesil nikotin ürünlerinin piyasaya girişini kolaylaştıracağı konusunda uyarıyor. Bağımlılıkla mücadele politikalarının tütün kontrolü üzerinde baskı oluşturduğu bu dönemde, çocuklar ve gençlerin sermaye gruplarının kâr hırsına terk edildiği belirtiliyor. Geçtiğimiz yıl kenevirli ürünlerin ticaretini yasallaştıran düzenlemenin TBMM’den hızla geçirilmesi süreci, benzer bir senaryonun tütün piyasası için de işletilebileceği endişesini güçlendiriyor.

Acil eylem çağrısı

Tütün kontrolü konusunda gelinen nokta, sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda toplumsal bir savunma meselesi olarak görülüyor. Sivil toplum kuruluşları, bilim insanları ve meslek örgütlerinin, tütün lobilerinin etkisini kıracak somut adımlar atılması için acilen örgütlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Mevcut gidişatın durdurulmaması halinde, Türkiye’nin tütün bağımlılığında geri dönülemez bir noktaya sürükleneceği ifade ediliyor.

İLGİLİ HABERLER