Okyanusun dibindeki kayıp dünya: 80 milyon yıllık sekizinci kıtanın haritası nihayet çizildi

Dünyanın büyük bölümünün sular altında kaldığı bilinmeyen bir kıtası olan Zelandiya, jeolojik araştırmaların merkezi haline geldi. Yaklaşık 5 milyon kilometrekarelik devasa bir alanı kaplayan ve yüzeyinin yüzde 95’i okyanus tabanında bulunan bu gizemli bölge için 2023 yılında Nick Mortimer başkanlığındaki uzman ekip tarafından yürütülen çalışmalar başarıya ulaştı.

Gözlerden uzak, derin suların altında saklanan Zelandiya, bilim insanlarının yürüttüğü kapsamlı çalışmalar sonucunda haritalanarak sır perdesini aralamaya başladı.

Dünyanın büyük bölümünün sular altında kaldığı bilinmeyen bir kıtası olan Zelandiya, jeolojik araştırmaların merkezi haline geldi. Yaklaşık 5 milyon kilometrekarelik devasa bir alanı kaplayan ve yüzeyinin yüzde 95’i okyanus tabanında bulunan bu gizemli bölge için 2023 yılında Nick Mortimer başkanlığındaki uzman ekip tarafından yürütülen çalışmalar başarıya ulaştı. Yeni Zelanda ve Yeni Kaledonya’yı çevreleyen bu kıtasal yapının kuzey kesimlerini de içeren detaylı bir deniz altı haritası oluşturuldu.

Kıtanın jeolojik kimliği çözülüyor

GNS Science bünyesindeki araştırmacılar, bölgenin jeolojik yapısını anlamak için Fairway Sırtı ve Mercan Denizi arasında yoğun bir örnekleme süreci yürüttü. Yapılan analizlerde 130 milyon yıllık granitlerden 40 milyon yıllık bazalt kayalarına kadar uzanan geniş bir tarihsel yelpazeye rastlandı. Özellikle 95 milyon yıllık kumtaşlarının keşfi, kıtanın Gondvana süper kıtası ile olan köklü bağını bilimsel olarak kanıtlar nitelikte. Bu veriler, daha önce kabul gören teorilerin ne kadar karmaşık bir jeolojik tabloya işaret ettiğini gözler önüne seriyor.

Gondvana'dan kopuşun ve bağımsızlığın hikayesi

Elde edilen bulgular, Zelandiya’nın yaklaşık 80 milyon yıl önce başlayan bir ayrılma süreciyle Gondvana’dan koptuğunu ortaya koyuyor. Yaklaşık 55 milyon yıl önce tam bir bağımsızlık kazanan kıta, son 45 milyon yıllık süreçte ise Pasifik ve Avustralya levhalarının yarattığı baskıyla sürekli bir deformasyona uğradı. 2024 ve 2025 yıllarında planlanan sismik incelemeler, kıtanın sadece bir jeolojik yapı olmadığını, aynı zamanda paleoiklim verilerini saklayan devasa bir arşiv niteliği taşıdığını kanıtlıyor. Bilim dünyası, bu su altı kıtasının biyoçeşitlilik tarihine dair sunacağı yeni bilgileri heyecanla bekliyor.

İLGİLİ HABERLER