Kamu kurumlarında kreş şartları değişti: Sayı düştü ama soru işaretleri baki

Kamu çalışanlarının çocuk bakım hizmetlerine erişimini ilgilendiren yeni yönetmelik, 11 Temmuz tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe girdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, değişikliği “aile dostu çalışma hayatı” vizyonunun bir parçası olarak tanımlasa da, düzenlemenin teknik detayları beklentileri tam olarak karşılamaktan uzak görünüyor.

Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle kamu kurumlarındaki kreş açma kriteri esnetilirken, getirilen yeni fiziki standartlar ve kapsam sınırlamaları tartışmaları beraberinde getirdi.

Kamu çalışanlarının çocuk bakım hizmetlerine erişimini ilgilendiren yeni yönetmelik, 11 Temmuz tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe girdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, değişikliği “aile dostu çalışma hayatı” vizyonunun bir parçası olarak tanımlasa da, düzenlemenin teknik detayları beklentileri tam olarak karşılamaktan uzak görünüyor.

Kriterlerdeki Esneme ve Bakanlık Onayı

Yeni düzenlemeye göre, bir kamu kurumunda kreş açılabilmesi için daha önce zorunlu tutulan 50 çocuk sayısı 30’a çekildi. Bu adım, özellikle vardiyalı çalışan sağlık personeli ve emniyet mensupları gibi gruplar için erişimi kolaylaştıran bir unsur olarak öne çıkıyor. Ancak, 30 kişilik başvuru sınırı aşılsa dahi kreşin açılması için nihai karar, ilgili bakanlığın onayına ve kurumun kendi bütçe, bina ve personel kapasitesine bırakılıyor. Yani sayı kriteri azalsa da, kreş açılmasını garanti altına alacak merkezi bir finansman güvencesi bulunmuyor.

Fiziki Standartlarda Tartışmalı Düzenlemeler

Düzenleme sadece sayısal kriterleri değil, kreşlerin fiziki koşullarını da yeniden tanımlıyor. Çocuk başına düşen kullanım alanı 2 metrekareden 1,5 metrekareye, hava hacmi ise 6 metreküpten 4,5 metreküpe düşürüldü. Ayrıca, hijyenik standartlarda da değişikliğe gidilerek 10 çocuk için bir tuvalet/lavabo zorunluluğu, 20 çocuk için birebir oranına çekildi. Bakanlık bu adımları "hizmetin yaygınlaştırılması" olarak savunurken, mekanların daraltılması pedagojik ve nitelikli bakım iddialarıyla çelişiyor.

Kapsam Dışı Kalan Milyonlar

Yapılan bu güncelleme, yalnızca 657 sayılı kanuna tabi kamu personelini kapsıyor. Türkiye’deki özel sektör çalışanları, kayıt dışı emekçiler ve güvencesiz çalışan geniş kesimler, bu “müjde” kapsamının dışında tutuluyor. Çocuk bakımını evrensel ve kamusal bir hak olarak değil de, kurumların inisiyatifine ve sınırlı bir kitleye özgü bir kolaylık olarak ele alan bu yaklaşım, doğum oranlarını artırmayı hedefleyen mevcut iktidar politikalarının mevcut kreş ihtiyacını gidermeye yetmediğini gösteriyor. Nihayetinde, çocuk bakımının gerçek bir kamu hizmeti haline gelmesi için gereken yaygın, ücretsiz ve her mahallede erişilebilir ağın tesisi, atılan bu adımın ötesinde daha köklü yapısal dönüşümler gerektiriyor.

İLGİLİ HABERLER