Hekim-Hasta İlişkilerinde Empati Eksikliği ve Yaşlı Hastaların Şikayetleri

Sağlıklı bir ruh ve bedenle yaşamak, hayatın sunduğu en büyük lütuflardan biridir. Ancak, hayatın getirdiği zorluklar ve belirsizlikler, zaman zaman bu lütfu geri alabilir. Böyle anlarda, hekimlerin rolü büyük önem taşır. Bu yazıda, sağlık sistemindeki bazı sorunlara ve özellikle hekim-hasta ilişkilerindeki empati eksikliğine dikkat çekilmektedir. Hekimlerin özverili çalışmaları bir kenara bırakıldığında, işini sevmeyen ve hastalarla yeterince empati kuramayan hekimlerin hastalar üzerindeki etkileri sorgulanmaktadır.

Hekimlerin Yükü ve Hastaların Beklentileri

Bir hekim, günde ortalama 45 ile 90 hasta ile ilgilenmek zorunda kalmaktadır. Bu yoğunluk, hekimlerin ruhsal ve fiziksel olarak yıpranmasına neden olabilir. Ancak, karşısındaki kişi, sağlık problemleriyle başa çıkmaya çalışan bir hasta ve aynı zamanda bir insandır. Hekimlerin hastalarına karşı mesafeli bir tutum sergilemeleri, bazen empati eksikliği olarak algılanmakta ve bu durum hastalar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. İlginç bir şekilde, hekimler hastalarına "sen" diye hitap ederken, hastalar genellikle "siz" şeklinde hitap etmeyi tercih etmektedir. Bu durum, özellikle yaşlı hastalar ve genç kuşak arasında bir rahatsızlık yaratmaktadır.

Hastaların Ciddiyet Beklentisi

Hastaların tıbbi konulardaki hassasiyetleri, çoğu zaman hekimlerden daha fazla ciddiyet beklemelerine neden olmaktadır. Örneğin, bir hasta tahlil sonuçları hakkında net bir bilgi alamadığında, bu durum kaygı yaratabilmektedir. "Valla pek bir şey demedi, soru sormama fırsat vermeden bu ilaçları kullan dedi" gibi yanıtlar, hekim-hasta iletişimini olumsuz etkileyen örnekler arasında yer almaktadır. Ayrıca, hastaların özel durumlarına karşı duyarsızlık gösterilmesi de ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı hekimlerin, hastalarının kilo gibi hassas konularla ilgili alaycı bir tutum sergilemesi, hastaların duygusal durumlarını olumsuz etkileyebilmektedir.

Yaşlı Hastaların Rahatsızlıkları

65 yaş üstü hastalar, hekimlerin sıkça kullandığı "Bu yaşta bunlar normal" ifadesinden rahatsızlık duymaktadır. Bu yorum, yaşlı hastaların kendilerini geçiştirilmiş hissetmelerine yol açmakta ve kabul görmemektedir. Sağlıklı bir yaşam sürmek ve bakımlı olmak, yaşla doğrudan ilişkili olmayan doğal bir istektir. Hekimlerin, hastalarının yaşına bağlı olarak sağlık sorunlarını değerlendirmeleri gerekirken, her bireyin kendi hikayesinin farklı olduğunu unutmamaları önemlidir. Her bireyin yaşam deneyimi, genetik yapısı ve sağlık geçmişi, yaşa bağlı semptomları değiştiren unsurlar arasında yer almaktadır.

Sonuç Olarak, Daha İnsani Bir Yaklaşım Gerekiyor

Tıp biliminin ilerlemesine rağmen, hekimlerin hastalarına karşı daha duyarlı ve kişiye özel bir yaklaşım benimsemeleri gerekmektedir. Kalıplaşmış anlayışları bir kenara bırakıp, hastaların bireysel hikayelerini dikkate almak, hekim-hasta ilişkisini güçlendirebilir. Türkiye'deki sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu zorlukların yanı sıra geriatrik sağlık konusuna da dikkat çekmek önemlidir. Bu alanda yapılacak çalışmalar, yaşlı bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırabilir ve daha insani bir yaklaşım sergilenmesine olanak tanıyabilir.

İLGİLİ HABERLER