Tarihi dokusuyla İstanbul'un hafızasında önemli bir yere sahip olan Fatma Sultan Camisi, titizlikle yürütülen restorasyon sürecinin ardından kapılarını tekrar ibadete açtı.
İstanbul'un tarihi yarımadası Fatih, yüzyıllık bir hasretin sona ermesine tanıklık etti. Sultan 3. Ahmed'in kızı Fatma Sultan tarafından 1727 yılında hayata geçirilen ve 1925 yılına kadar Gümüşhanevi Dergahı kimliğiyle hizmet veren tarihi yapı, Mahmud Es'ad Coşan Vakfı ve İstanbul Valiliği'nin ortak girişimiyle küllerinden yeniden doğdu.
Geçmişin izleri modern teknikle buluştu
Yıkıldıktan sonra uzun süre sadece kalıntılarıyla ayakta kalmaya çalışan cami, arşivlerdeki orijinal belgeler ve fotoğraflar taranarak aslına sadık kalınacak şekilde projelendirildi. İnşa sürecinde modern mühendislik imkanları ile tarihi doku harmanlandı. Çalışmalar neticesinde, caminin minaresi çelik konstrüksiyon üzerine taş kaplama tekniğiyle yükseltilirken, duvarlardaki geleneksel kalem işi süslemeler de onaylı projeye uygun olarak yeniden hayat buldu.
Tarihi kalıntılara özel koruma
Restorasyonun en dikkat çekici yanlarından biri, kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan orijinal yapı kalıntılarının titizlikle korunması oldu. Bu tarihi dokunun üzerine çelik konstrüksiyonla inşa edilen yapı, hem ahşap hem de betonarme unsurların yangına karşı dayanıklı özel boyalarla güçlendirilmesiyle güvenli bir hale getirildi. 1101 metrekarelik geniş bir alana yayılan kompleks; ibadethane bölümlerinin yanı sıra kütüphane, sergi salonu ve idari birimleriyle de sosyal bir merkez olma özelliği taşıyor.
Açılışta duygu dolu anlar
Caminin yeniden ibadete açılması sebebiyle düzenlenen törene İstanbul Valisi Davut Gül de katıldı. İlk cuma namazının kılınmasıyla birlikte cemaatine kavuşan camide, vatandaşlara aşure, lokum ve gül suyu ikram edildi. Yüzyıllık sessizliğini bozan Fatma Sultan Camisi, artık hem bir ibadet merkezi hem de bünyesindeki kütüphane ve sergi alanlarıyla bir kültür durağı olarak hizmet verecek.