DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Marmara Ceza İnfaz Kurumu önünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin demokratikleşme sancılarına dikkat çekerek, yargı süreçlerinin siyasi bir araç olarak kullanılmaması gerektiğini vurguladı.
Siyasetin hareketli gündeminde dikkat çeken bir duruş sergileyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu önünde önemli mesajlar verdi. Türkiye’nin mevcut toplumsal ikliminde adalete olan güvenin sarsıldığını belirten Bakırhan, ülkenin ihtiyaç duyduğu şeyin daha fazla cezaevi değil, evrensel hukuk normları olduğunu ifade etti.
Adalet arayışı ve toplumsal beklentiler
Bakırhan, konuşmasında Türkiye’nin derin bir adalet kriziyle karşı karşıya olduğunu savundu. Toplumun büyük bir kısmının yargı süreçlerine olan inancını yitirdiğini belirten Bakırhan, "Bu ülkenin insanları cezaevlerinde değil, özgürlük alanlarında olmalı. Türkiye’nin geleceği için barış ve hukukun üstünlüğü temel alınmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Siyasi tutuklamalara tepki
İstanbul’daki belediye başkanlarına yönelik tutuklama kararlarını eleştiren Bakırhan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğinin altını çizdi. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman gibi isimlerin serbest bırakılmasının, toplumsal barış sürecinin samimiyeti açısından kritik bir eşik olduğunu belirtti. Bakırhan, "Bir yandan barış söylemleri geliştirip diğer yandan yargılamaları sürdürmek, toplumda inandırıcılık yaratmıyor" ifadelerini kullandı.
Görevden almalara ve yargı süreçlerine eleştiri
Demokratik normalleşme vurgusu yapan Bakırhan, özellikle seçilmiş isimlerin yargı süreçlerine dair dikkat çekici önerilerde bulundu. Ekrem İmamoğlu, Selçuk Mızraklı ve Can Atalay gibi isimlerin görevlerini icra edebilmesi gerektiğini savunan Bakırhan, bir suç iddiası varsa bunun tutuksuz yargılama yoluyla yürütülmesi gerektiğini belirtti. Özellikle Can Atalay üzerinden Hatay halkının iradesine vurgu yapan Bakırhan, "Halkın verdiği görevi mahkeme kararlarıyla engellemek yerine, yargılamalar görev başındayken devam edebilir" diyerek mevcut uygulamalara karşı çıktı.