İran'daki sıcak çatışmaların tetiklediği akaryakıt zamları Alman seçmenini sokağa dökerken, AfD'nin Rusya'dan enerji ithalatı çağrısı Berlin'de siyasi tansiyonu tırmandırıyor.
Almanya'da son dönemde yaşanan ekonomik durgunluk ve hızla artan enerji maliyetleri, radikal sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin söylemlerini güçlendirdi. Özellikle 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı askeri operasyonların ardından küresel piyasalarda yaşanan dalgalanma, Almanya'da benzin fiyatlarını yüzde 15'in üzerinde artırdı. Bu durum, halkın alım gücünü doğrudan etkilerken, AfD'yi de siyasi arenada daha görünür kıldı.
Ekonomik darboğaz ve Rusya kartı
AfD, özellikle otomotiv sanayisinin kalbi olan Baden-Württemberg eyaletindeki seçmen kitlesine hitap ederek, çözümün Rusya ile yeniden enerji ticareti başlatmaktan geçtiğini savunuyor. Partinin eyalet başbakan adayı Markus Frohnmaier, Almanya'nın içinde bulunduğu ekonomik tablonun vahametine dikkat çekerek, uygun fiyatlı elektrik ve enerji bağımsızlığı için Rus doğalgazı ve petrolüne geri dönülmesinin hayati bir zorunluluk olduğunu ifade ediyor. 2022 öncesinde doğalgaz ihtiyacının yarısından fazlasını Moskova'dan karşılayan Almanya, Kuzey Akım sabotajı ve AB yaptırımları sonrası rotasını Norveç, Hollanda ve Belçika gibi ülkelere çevirmişti.
İktidar kanadından sert tepki
AfD'nin bu çıkışı, hükümet kanadında ve muhafazakar çevrelerde ciddi bir rahatsızlık yaratıyor. Başbakan Friedrich Merz'in partisi CDU'dan Parlamento Dışişleri Komisyonu üyesi Roderich Kiesewetter, AfD'yi Rusya'nın söylemlerini Almanya'da bilinçli bir şekilde yaymakla suçladı. Kiesewetter, Rusya'dan enerji ithalatına yeniden başlamanın sadece ekonomik bir karar değil, Avrupa'nın güvenlik mimarisine ve müttefikler arasındaki güvene vurulmuş bir darbe olacağını vurguladı. Uzmanlar ise AfD'nin bu stratejisinin, soyut jeopolitik tartışmalardan ziyade vatandaşın mutfağına ve cüzdanına dokunduğu için seçmen nezdinde karşılık bulduğuna dikkat çekiyor.
Siyasi dengeler değişiyor
Baden-Württemberg'de 8 Mart'ta yapılan seçimlerde Yeşiller partili Cem Özdemir'in zaferiyle ilk Türk kökenli eyalet başbakanı seçilmesi tarihi bir gelişme olarak kayıtlara geçerken, AfD'nin oy oranını yüzde 18,8'e yükseltmesi ülkedeki siyasi kutuplaşmanın derinleştiğini gösteriyor. Genellikle doğu eyaletlerinde güçlü olan radikal sağın, batıdaki bir sanayi merkezinde bu denli yüksek oy alması, enerji krizinin Alman siyasetini yeniden şekillendirdiğinin en somut göstergesi olarak yorumlanıyor.