Adalet Bakanı Gürlek'ten Avrupa Parlamentosu'na sert tepki: Parmak sallatmayız

Gürlek, yargıya müdahale girişimlerini kabul etmeyeceklerini belirtti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı dava dosyaları, dün Silivri'de eş zamanlı olarak takip edildi.

Avrupa Parlamentosu Raportörü Nacho Sánchez Amor'un İmamoğlu davasındaki yargı süreçlerini hedef alan çıkışına Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten sert bir yanıt geldi. Gürlek, yargıya müdahale girişimlerini kabul etmeyeceklerini belirtti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı dava dosyaları, dün Silivri'de eş zamanlı olarak takip edildi. Duruşmaları yerinde izleyen Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, çıkışta yaptığı açıklamada Türkiye'deki yargı sistemine yönelik ağır eleştirilerde bulundu. Amor, davanın zamanlamasının tesadüfi olmadığını iddia ederek, mevcut Adalet Bakanı Akın Gürlek'in pozisyonunu "siyasi bir araç" olarak tanımladı.

Amor'un, seçim süreçlerine dair yargı üzerinden dizayn yapıldığı yönündeki iddiaları Ankara-Brüksel hattında yeni bir gerilime neden oldu.

Gürlek: Türk yargısı baskı altına alınamaz

Bakan Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, uluslararası temsilcilerin duruşmaları takip etmesinin şeffaflık açısından normal olduğunu ancak mahkeme kapısında "hüküm verir gibi" konuşmanın haddi aşan bir tutum olduğunu vurguladı.

Gürlek, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Devam eden yargılamalar hakkında dışarıdan talimat verircesine konuşmak, bağımsız Türk yargısını siyasi baskı altına alma girişimidir. Kimse mahkemelerimize parmak sallayamaz. Ülkemizin iç işlerine müdahale niteliği taşıyan bu tür provokatif beyanları kesinlikle kabul etmiyoruz."

Egemenlik vurgusu ön planda

Bakan Gürlek'in cevabı, Türk yargı makamlarının dış baskılara karşı tavizsiz duracağı mesajını güçlendirdi. Gürlek'in "demokratik olgunluk" vurgusuna rağmen, Amor'un doğrudan kişisel hedef göstermesi ve yargı bağımsızlığını tartışmaya açması, devlet yetkilileri tarafından yargıya doğrudan müdahale çabası olarak nitelendirildi. Avrupa Parlamentosu üyelerinin gözlemci sıfatıyla katıldığı bu duruşma süreci, önümüzdeki günlerde diplomatik ilişkilerin de ana gündem maddelerinden biri olmaya aday görünüyor.

İLGİLİ HABERLER