Rusya-Ukrayna savaşı, cephe hattında devam eden çatışmalarla sürerken, uluslararası diplomasi henüz kalıcı bir çözüm üretememiş durumda. Eski Romanya Temsilciler Meclisi Üyeleri Laura Vicol ve Simina Tulbure, Cumhuriyet’e verdikleri röportajda savaşın sona erme şeklinin, sadece Karadeniz bölgesi değil, Avrupa'nın güvenliği ve küresel dengeler üzerinde de önemli etkileri olacağına dikkat çekti.
Cephenin Durumu ve Savaşın Gidişatı
Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalarda özellikle doğu ve güney cephelerinde yoğun askeri faaliyetler sürüyor. Rus ordusu, Donbas bölgesinde ilerlemeye çalışırken, Ukrayna güçleri savunma hatlarını güçlendirmeye devam ediyor. Son günlerde artan hava saldırıları, enerji altyapısını ve lojistik noktaları hedef alıyor. Kış koşullarının da etkisiyle, sivil yaşam üzerindeki baskı giderek artmakta. Savaşın dördüncü yılına yaklaşılırken, tarafların uzun menzilli silah kullanımı daha belirgin hale geliyor. Her iki taraf da karşılıklı olarak askeri tesisleri hedef alarak psikolojik üstünlük elde etmeye çalışıyor.
Ukrayna'nın İç Düzenlemeleri ve Diplomatik Girişimler
Ukrayna hükümeti, savaşın uzamasıyla askeri ve istihbari kadrolarda değişiklikler yaparak komuta zincirini daha etkili hale getirmeyi amaçlıyor. Batılı müttefiklerle olan koordinasyon devam ederken, askeri yardımların sürekliliği kritik öneme sahip. Çatışmalar sürerken, ABD, Avrupa ülkeleri ve NATO üyeleri, Ukrayna'nın güvenliği ve olası ateşkes senaryoları üzerinde görüşmeler gerçekleştirmekte. Ancak taraflar arasındaki temel taleplerin hala birbirinden uzak olması, kalıcı bir barış ihtimalini zayıflatıyor.
Rumen Politikacıların Görüşleri
Laura Vicol, savaşın sona ermesi halinde asıl kritik sorunun “nasıl bittiği” olacağını vurguladı. Vicol, geçici bir duraklama ve güvenlik garantileri içermeyen bir uzlaşmanın kalıcı barış sağlamayacağını, bunun yerine yeni bir çatışma evresine yol açabileceğini belirtti. Karadeniz’in stratejik önemi üzerinde duran Vicol, bu bölgenin yalnızca jeopolitik bir alan değil, aynı zamanda güvenlik cephesi haline geldiğini ifade etti.
Simina Tulbure ise, savaş sonrası düzenlemelerin küresel ölçekte nasıl bir etki yaratacağının önemli olduğunu belirtti. Tulbure, Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü güvence altına alan bir çözümün, uluslararası caydırıcılığı artıracağını savundu. Ancak belirsiz bir anlaşmanın, güç kullananın kazandığı bir örnek teşkil edebileceği uyarısında bulundu.
Orta Vadede Beklentiler ve Türkiye’nin Rolü
Laura Vicol, orta vadede desteklerin daha koşullu hale geleceğini ve güvenlik garantilerine odaklanılacağını öngörüyor. Türkiye'nin rolüne de değinen Vicol, Türkiye'nin Karadeniz'deki stratejik konumunun önemine dikkat çekerek, bu ülkenin aktif bir denge aktörü olabileceğini belirtti. Simina Tulbure ise Türkiye'nin benzersiz konumunu vurgulayarak, Rusya ve Ukrayna ile olan ilişkilerinin Türkiye’nin rolünü güçlendirdiğini ifade etti.
Röportajda, Rumen politikacılar, savaşın sona ermesinin ardından oluşacak yeni dengelerin sadece bölgesel değil, küresel güvenlik düzenini de etkileyeceğini belirtti. Hem Vicol hem de Tulbure, diplomatik girişimlerin önemini vurgulayarak, kalıcı bir barış için sağlam bir çerçeve oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.